Ayraç içinde ve altı çizli felsefe...
Felsefe ve sosyal bilimler Dergisi
 
ana sayfa Yeni sayi onceki sayilar Yayin/danisma kurulu Yayin ilkeleri iletişim
Olgu, Değer ve Kuram-Yüklülük  (s. 83-90)

ÖZET
Bilimde, yalın olgunun olmadığı, olguların kuram-yüklü olduğu öne sürülmüştür. Böylece, olgunun bilimde ancak varsayımlara bağlı olarak ortaya çıktığı söylenir. Bilim tarihinden örneklerde de görüldüğü gibi, bunların arasında estetik ve etik olanlar da olmak üzere, sayısız varsayım ve inanç olmalıdır. Değeri olgudan ayırma tutumu, hem felsefede hem de sosyal bilimlerde yerleşik bir inanç olsa da, sorunsuz sayılamaz. Çünkü, en genel anlamda olgu ya da algılanan nesne kavramsal bir çerçevede ortaya çıkıyorsa, tıpkı bilimsel olguların kuram-yüklü olması gibi, belki de başta etiğe ve estetiğe ilişkin olanlar olmak üzere çeşitli varsayımlara bağlı olmalıdır. Gerek insan bilimlerinde, gerek algıda bir olgunun ilgi odağına alınması ve öne çıkarılması, onun değerli sayılması anlamına gelir. Sonuç olarak, hem olguyla değerin birbirlerinden ayrılmasının olanaksız olduğu, hem de oluşturdukları bütünün kuram-yüklü olduğu savunulabilecektir.
       Anahtar Sözcükler: Olgu-değer ayrımı, kuram-yüklülük, olan-olmalı sorunu.

(Fact, Value and Theory-Ladenness)
ABSTRACT
It has been argued that there are no bare facts in science, that all facts are theory-laden. Thus, facts are said to become visible by means of hypotheses or beliefs. As examples from the history of science suggest, these hypotheses or beliefs may include aesthetical and ethical ones. Although fact-value distinction rests on a well established belief, it is not unproblematic. In most general terms, if facts or objects are determined within a conceptual frame, then, just as scientific facts are theory-laden, perceptual objects or facts must depend on hypotheses or beliefs, and perhaps primarily to aesthetical and ethical ones. In human sciences and in ordinary perception, focusing on a fact and therefore making it prominent simply means attaching a value to it. Hence, it may be argued that it is impossible to distinguish fact from value, and that if they constitute a whole, this whole is theory- (or belief-) laden.
       Keywords: Fact-value distinction, theory-ladenness, the "is-ought" problem.